Pazartesi, Haziran 20

'Ben çocukken...' li cümleler...


Merhaba bilogcuğum( (:) ) - (yazdığım gibi değil, söylediğim gibi yazıyorum bu kez .))
Eline bir sopa almış kapının önünde beni bekliyor gibi bir halin var; "nerdesin sen! ha nerdesin sen!" diye bağırarak... Haklısın, kız bana peki, döv hatta belki kendime gelirim :/
Bugün üzerimde bir tuhaflık sinmiş durumda, anlamlandıramadığım... "Zaten iyi olsan gelmezdin" der gibi bakma bana :) Kafka'nın Milena'ya yazdığı mektuplardan birkaç satır geldi bunu söyleyince şimdi aklıma bak. Ne diyordu:
"Sevgili bayan Milena,
Size Prag'tan sonra Meran'dan yazmıştım. Karşılık vermediniz.
Gönderdiğim o pusulacıklara karşılık beklemem yersiz, biliyorum. Yazmadığınıza bakılırsa iyi olmalısınız. Bizler çoğunlukla iyi olduğumuz zaman susarız..."

Son satırlarda dediğine dikkat ettin mi?
Biz çoğunlukla iyi olduğumuz zaman susar mıyız gerçekten? Kötü değilim, çok şükür iyiyim, lakin 'on yüz bin milyon baloncuk yutmuş gibiyim!'
İnsanlara tahammülüm mü zayıflıyor nedir, misal bugün kaldırımda motorsiklet sürmeye çalışan insanı elimdeki koca çantamla pataklamak istemem benim anormalliğimden kaynaklanmıyor değil mi??! Sonra dükkanlarının önüne bir sanalye atıp, ilerleyen insanlarla (ki bunlar genellikle bayanlar) kafalarını 180 derece hareket ettirip boyun sporu yapanlar var, "acaba boyunlarınızı 360 derece de döndürebiliyor musunuz??!" diye sormak istediğim!
Bir de sevdiğimin anlattığı dolmuşçularla ptt memuru! Unutulur mu hiç?!
Bu dolmuşçular ki, durmaya zahmet etmeden yolcu almaya çalışıyor biiir, düşmekten son anda dönen insanlar eğer düşerlerse bunun tamamen onların suçu olduğunu ima edip zırvalayan muavini de yanlarında taşıyorlar ikiii!
Elime geçmesi beklenen kargonun saygıdeğer(!) ptt görevlisi tarafından ısrarla merkez yerine ilçeye postalanması üüüç! Bu insanların artık niçin işlerini doğru dürüst yapmamakta direttiklerini hiç bir zaman anlayamayacağım bu da dört!

Belki de dün gece izlediğim Muhabbet Kralı'ndan sonra böyle oldum... Tam yatacakken karşıma çıkıp, "aaa saat sabahın 4'ü olmuş!" hayretine düşürdü bittiğinde de...
Çocukluktan, sokak oyunlarımızdan ve oyuncaklardan konuşulan uzun boylu bir programdı. O zamanlardan bahsedip de incelikleri es geçmek mümkün mü... Ve onları hatırlayıp da "niçin bugün yoklar" diye düşünmemek olur mu sonra!

Velhasıl program çok keyifliydi, güzeldi, sabahın o saatinde bütün çocukluk arkadaşlarımı ve ruhunda çocuk taşıyan tüm dostlarımı, sevdiklerimi, sevdiğimi toplayıp  şu koca binaların arasında saklambaç oynama isteği düşürdü içime, hem de deli gibi!
Ardından mendil kapmaca, sonra seksek! Çember de çevirirdik, sonra gazoz kapakları biriktirirmeye heveslenirdik yeniden... 'Ali vapura bindii, İstanbul'da indiii' dedikten sonra ebe bizi kımıldatıp, güldürmeye çalıştıkça biz inadına put gibi dururduk!
Kağıttan elele tutuşan bebekler kesip boyardık belki, karşıdaki kiraz ağacının tepesine çıkıp, dalından kiraz yerdik. Lakin herkesin olan ağacı sahiplenen en yakınındaki apatman sakinleri gördüğünde çelik çomak patlardı kesin!

Bu arada biliyor musun blog, ülkemizde Mendil kapmaca ve seksek federasyonu varmış, ilk defa duydum. Ne işe yaradıklarını sorma, çünkü henüz bir eylem planları yok gibiydi! E malum biz genelde kurumları kurar içinde otururuz! Belki de tek amaçları arada bir programlara çıkıp hatırlatmak eskileri, kim bilir... "Yaa işte bakın neler kaybettik neler, hey gidim hey!" diyerek...
Lakin nasıl isterim şöyle belli bir dönemde festival gibi bir şey düzenlense tüm illerde eş zamanlı! Bir sürü hayal kurdum uyumadan bu konuda, sonra paylaşırız;)
Ne diyorduk, ah çocukluk... Çocukluğumu özledim ben, büyümekten de sıkıldım ayrıca! Üzerimize giydirmeye çalıştıkları kurallardan da sıkıldım! Ve o kuralları kim koyduysa bilmiyorum bulursam naparım!
 ...
Unutmadan seninle bir de yeni keşfettiğim bir sitede görüp, pek bir sevdiğim şu satırları paylaşmak istiyorum, tam da 'ben çocukken'li cümleler kurarken karşılaştığım...
"... artık hiç kimse, büyük sarı bir telefon rehberinde -küçük heyecanlı işaret parmağıyla takip etmeye çalışarak- aramayacak soyadımızı.
pazartesi günü kümeler değişirken yanında olmak istediklerimizin yakınına oturtulmamız söz konusu değil.
kare içine teğet hapsolmuş bir dairenin taranmış garip yanlarının alanını hesaplayandan -sırf zekasından etkilendik diye- hoşlanmaya devam etme lüksümüz yok.
son on yedi yıldır hiçbir ilkokul üç öğrencisinin saç fırçasını mikrofon yapıp kendinden geçerek “papa don’t preach”i söylemeye veya “you can’t touch this”te dans etmeye çalıştığı görülmedi.
teöman’ın “ouv papatya”sı ve ayna’nın “ölünce sevemezsem seni” şarkısının arka arkaya çekildiği, -dönemin öğrencileri tarafından çok sevilen- ortaokul servisi karışık kaseti dün sokağa atıldı. daha da kötüsü, hiçbir çocuk atılan kasetin bantlarını çıkararak, yerde sürüyerek, -hayaller kurarak- rüzgara savurarak oynamaya tenezzül etmedi.
tepedeki çimenliğin de yanıp, bitip, kül olduğu bize ulaşan haberler arasında. şimdi bizden ayrılabilirsiniz. çünkü ispatı olmayan şeylere inanmayı hiçbir bilim/akıl kabul etmiyor... "
 
Nasıl ama? Çok güzel değil mi...
 
Baloncuklar, hepinizi patlatmak istiyorum! Şimdi salonun ortasına, halının üzerine oturmuş, akşam karanlığı odayı doldururken evlerin ışıklarının perçem perçem üzerime düşüşüne bakıyorum gülümseyerek... İçime bir sıcaklık çöküyor işte şu an... Evlerin ışıkları bir bir yanarken...

Ah baloncuklar, yazı böyle bi'şey... Sizi isabet aldığım harflerin alnından öperek ayrılıyorum...
İyi miyiz ne! (:) Yeniden görüşmek dileğiyle..

-Ebr-i Nisan-

13 yorum:

kutlu melodi dedi ki...

Süpersin kiii !An itibarı ile üzerindeki bezginliği de defettik :)

'Bizler çoğunlukla iyi olduğumuz zaman susarız.'Öyle değil mi sahiden.(: Seni de kaybettik o yüzden :PDediğime bakma sen iyi ol biz senin sessizliğini de biliriz ;)Biz kimsek bu arada :)Neyseee, şahane bir yazıydı altında daha ne kadar saçmalayabilirim bilemedim :OVar ol.Nerdesin sen ha nerdesin sen diye eli sopalı kapında bekleyen hatun benim ona göre çok bekletme.Sesinin rengini özledim ! (:

Ebr-i Nisan:) dedi ki...

'ben saçmaladım, arkamdan gelin' tabelasını görmüş olmalısın :) Lakin yeterince saçmalamamışsın, fazla mantıklı cümle var ı-ıh :/
(:)
Canımsın sağol kuzum, yazı bazen "yaz!" denmeden yazılmıyor... aslında her zaman öyle değil mi..
evet..
(;
bitti :) cevabım. şimdilik (:
hala saçmalıyorum evet :P

arkashx dedi ki...

ah ebrinisan sen var ya sen..pek gıcıksın beee:))eyvallah..tadı çocukluğumda bir yazı olmuş ellerine sağlık..ha bu arada yazmadan da iyi olmayacak hiçbirşey..belki şahsen sen ben o olabilir ama dünya asla değil..değil mi ama?bi de vadideki zambak ı okuyorsun ya işte bu daha fena..ne çok ağlarsın sen o kitabı okurkenn:)kendine çok ii bak can dost..çok ama..ve lütfen zilin çalınmadan da arada bir kapını aç ve komşularını selamla emi!zira hayat an'dır..Allah'a emanetsin..

Ebr-i Nisan:) dedi ki...

:)) Çok sağol dost çok! (:
Haklısın yazmadan da iyi olmayacak hiçbir şey,hele de dünya! Lakin üzerime biraz, peki tamam baya kocaman:), tembellik giyinmiş durumdayım buraya yazmak hususunda. Kayıtlı yazılara baktım bugün, yarım kalmış pek çok yazı beklemekten bayılmış durumdalar!
Silkeleyip, tozunu alıp kendilerine getirmeye karar verdim:) İnşaallah...
Vadideki Zambak'a gelecek olursak aynen dediğin gibi;) daha başından başlamıştı içimi sızlatmaya zaten.) ayrı da bir anlamı ve önemi var ki bu kitabın, duygusallığımı artırıp gözlerim her dokunduğunda illa ki nemli ayrılacak biliyorum...

ve dediğin gibi, zil çalmadan da kapımı açıp komşularımı selamlayacağım emin olabilirsin can.)
tekrar sağolasın, Mevla'ya emanetsin sen de ;)

A-H dedi ki...

sen bol bol yaz, ozluyoruz satirlarini ;)
bu arada insanlara tahammul konusuna sonuna kadar katiliyorum, yolda yuruyen her 2-3 kisiden birini benim de dovesim geliyor bu saydiklarin ve baska sebeplerden :D insanlar gittikce adilesiyor ne yazik ki :( sebep bu bence

вєуαz ℓαℓє dedi ki...

Çok güzel;bir geldin ,pir geldin Nisanım:)yüz bin balon gülücük oldu yüzümde...
Ben de bekledim kapı önünde ama sopayla değil hasretle:)
hep iyi ol'dur ,
duam ama sen iyi oluncada yaz,bakma sen Kafkaya :)yaz ki biz de iyi olalım..
(bizde kimsek demiş ya kutlu melodi,biz buraya gelip eli boş, boynu bükük dönenler işte:)tamam abartttım ama biz işte :)senden yazı okumaya bayılan bilogcanlar:))

sık sık görüşebilmek duasıyla..kocaman muhabbetle..

NüHa dedi ki...

Kafka bu tespiti yaptığı günden beri sanırım tüm yazarlar melankolik takılıyor :)

Kalem bazen acımasız kabul,hüznün kokusunu duymadıkça oynamıyorda o kadarda insafsız değil bir iki zorla çıkartır ortaya karışık birşeyler Ebri nisan kardeşim..
Velhasıl boş bırakma bilogcuğunu :)

Bu sıcak yaz gününde hoş oldu çocukluğa doğru bakmak..

Muhabbetle..

Ebr-i Nisan:) dedi ki...

Sevgili A-H; çok teşekkrü ederim, inşaallah yazmak eylemlerin en güzeli sanırım;) İyi ki var, şükür ki...
Ve insanlar... aslında giderek daha fazla ihtiyaç fazlasına sahip olma çabasında oldukları için, tüketmenin rüzgarına kapılıp üretmenin güzelliğini kaybettikleri için (bu görünen büyük bir kısmı, neyse ki hala işlerine sımsıkı sarılan canımıza can katan insan evlatları da var) kendi varlıklarını bilincini de giderek siliyorlar... sırf bu yüzden aslında ne yaptıklarını, neden öyle yaptıklarını bilmeyen insanlar koloni koloni çoğalıyor... ve bizim de bu çoğalma karşısında giderek tahammülümüz azalıyor... Umut diyorum ama yaşam varsa umut da var.)
sevgiler, tekrar teşekkürler.. (;

Ebr-i Nisan:) dedi ki...

Lalemm çok çok mutlu ettin beni, ne güzel, ne sıcak bir yorum bu :)
Yüzlerinizde tebessüme dönüşebilmek bu satırların en güzel armağanı bana..
İnşallah Kafka'ya uymayacağım :) sık sık harflerimi toplayıp gelmeyi düşünüyorum, tembellik hiç iyi bir şey değil :) İyilik de iz bırakmalı öyle değil mi;)
Hepimize olsun duan inşaallah Lalem, artık daha sık görüşmek dileğiyle..

Yürek dolusu sevgiler.. (:

Ebr-i Nisan:) dedi ki...

Sevgili NüHa, dediğin gibi Kafka bu tesbiti yaptığından beri hüznü yazıya kardeş bilmişiz..(.
Melankolianım bir geldi mi taşıyoruz ruhumuzdan, yaşamayı yazmaya tercih ediyoruz; her ne kadar aslında yazarken yeniden yaşasak da... lakin yazdıkça sanki kopartıyoruz bu hüznü ruhumuzdan, bir nesef aralığı, bir es.. yazmak...
İyilik haline de esasen ne yakışıyor harfler, dediğin gibi can, bir iki zorlamak gerek gerisi zaten gelmez mi hiç... (.

Çok teşekkürler sesin soluğun için, bakışına çocukluğun renklerini biraz olsun bulaştırabildiysem ne mutlu bana;)
inşallah bilogcuğumu fazla yalnız bırakmayacağım bundan sonra.)

Muhabbetle inşaallah..

Hayırlı geceler olsun...

Doğa dedi ki...

sağ taraftaki yazılarına ve kitaplardan alıntılara bayıldım :)

Ebr-i Nisan:) dedi ki...

;) Teşekkür ediyorum Doğa, hoşgeldiniz.. (.

yıldız_sepeti dedi ki...

ben çocukluğumun saflığını özledim, hiç beklemediği anda arkadaşıma dokunup ebe diyip kaçışımı ben gözlerimdeki o saf gülüşü çok özledim. maalesef artık gözlerim o kadar mutlulukla, sevgiyle gülmeyi unutalı çok oldu! evet, biliyorum ki çok eski bir yazı ama bir şeyler söylemeden geçemedim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...



Counters
Free Web Counter