Perşembe, Kasım 4

'İnsanda zaman geçmez '..bazen..


Adımlarımın tanıdığı bir sofaya basıyor ayaklarım..
Onca zaman sonra nasıl geldim buraya ya da neden burdayım..
bilmiyorum..
Gözlerim bahçeye bakan odaların duvarlarında geziniyor önce..
Ev..tüm seslerini toplayıp uzun zaman önce giden ev..işte karşımda..o bahçe kapısından ne zaman geçtim peki..tek musluğu dış kapıda girince solda olan çeşmeyi ne zaman geçtim..
ağaçlar ne alemde..farkında değilim hiç..
asmalar her yanı sarmış..görüş alanımda olmasa da onların  farkındayım ama..
o çeşmenin sol üst köşesine asılı duran sabunluktan lavanta kokusu yayılmıyor..bunu düşünüyorum bir de..
ve içim bomboş..

Yıkılmaya yüz tuttuğunu duyduğum beton duvarları en cansız haliyle öylece kalakalmış gibi duruyor etrafta..
öyle kimsesiz ki duvarlar..kocaman boşlukları yutmuş gibi duruyorlar..
İçinden geçen onca anıyı, sahipleriyle toplayıp götürmüş gibi bir de..
ya da daha çok o günlerin mutlu süssünü silmiş gibi.
ve biz herkesin gittiğinden emin, neden geldiğimizi, neden burda olduğumuzu bilmeden bakışlarımızı dolaştırıyoruz her köşede..
ardından yere yakın mavi çerçeveli, altı minik kareye ayrılmış iki çift pencereden içeriye kayıyor gözlerim..
cama doğru uzanan somyada biri uyuyor, üzerinde yorgan örtülü..
birden içerdeyim..
bir bakıyorum; evet babaannem o yatan...oysa çoktan gitmişti burdan..
bu ev gibi, sadece beden sanki..ürpermiyorum,hiçbirşey hissetmiyorum..
sonra birden gözlerini açıyor..elimi kavrıyor yaşlı eli..
ne hissediyorum bilmiyorum..
"daha gelme" diyor bana.."sen gelme daha"..
sonra kalkıyor pamuk yanakları değiyor yüzüme..sesli sesli öpüyor..ben de onu öpüyorum..kokusu ne kadar da gerçek!..
gidiyor tekrar..gözlerini burda bırakıyor..kapatmak istiyorum..
gözleri yeşil..
sonra gözlerini de alıp gidiyor..
**
saat kaçtı uyandığımda.. hiç bakmadım..kendime gelmem desek hala gelemedim sanırım..
gözlerimi açtığımda sanki karşımda bulacakmışım gibi bir histi içimde..
çok uykum var..
ama ruhum tuhaf bir yerde asılı kalıyor sanki..ne uyuyorum..ne kalkabiliyorum..
evde yürüyorum bir süre sonra..saat daha erken..
Allah'ım hayırdır inşallah diyorum..
ne düşünmek istediğimi bilmeden dolaşıp duruyorum evde..
...

insan gidenleri hep en güzel haliyle hatırlamak istiyor..hele de ardında ruhu alınmış evlerini..o evde büyüttüğü anıları, sevinçleri, çığlıkları, yavaş yavaş büyüyen ellerini ayaklarını..bayramları, kandilleri, yazın öğleden sonralarını..kışın kardan adamlarını..o el emeği kilimlerin serili olduğu bahçeye bakan beton zeminli sofayı..
hafızalarda hep en canlı haliyle kalsın istiyor..en renkli cıvıl cıvıl..

oysa hatırladıkça hep gitmeler geliyor gözümün önüne şimdi..
evinden ayıramazdık hiç babaannemi ,onca ısrara rağmen bırakmazdı evini son yıllara kadar..dedemden sonra o bahçeli koca evde tek başına kalırdı..
orda olduğumuz akşamlar gece eve dönerken kıyık bahçe kapısından el sallardı bize, arabanın arka camına yapışır karşılık verirdik biz de....
içim acırdı..'giderken'..'gitmekten'..
giderken bölünürdü bir yanım, öyle hissederdim..içime sinmezdi..içimize sinmezdi de bilirdim..
küçüktüm.. ne zaman,nasıl unuturdum bu bölünmeyi bilmiyorum..bir şekerle mi? bir çikolatayla??ya da huzursuz bir uykunun serin sabahında??
o zaman böylesi içim burkulduğu için mi devam eder bu durum bilmem..
ama 'gitmeler' den oldum olası huzursuzumdur ben..(oysa başka şehirlerin kokusunu içime çekme arzusu da içimde yeşil yeşil durur..ne çelişki ama..)
ardımda tek başına bıraktıklarım varsa bir de fena yanar canım..
içim üşür..

oysa giden unutur derler..gidenin yolu başkadır..
hayatın yönünü değiştirmiştir..belki bir süreliğine belki de temelli..
herşey yenidir..yapacak çok şey vardır orda..kendini de götürmüştür hem..bıraktığı boşluğun sahibi yanındadır..

 ve kalmak en kötüsüdür hep..bekleyen olmak kimine..
hep beklemek..gidenin boşluğunun doğurarak çoğaldığını görmek..
o boşluğu korumak daha zordur hep..hep aklımda diye dolaşmak daha zordur..
alışkanlıkları unutamaz insan uzun süre..
yeniden sarılacağı yeni bir hayat penceresi yoktur önünde o an da..
elindekilere yama yaparak yaşamaya devam etmeye çalışır kendince..
her gün geçtiği yolları, her gün gördüğü yüzleri değiştiremez..gideni hatırlatmalarını da..
hep 'gitmelerini' hatırlattıkları için belki de..
oysa insan hep gitmemiş gibi hatırlmak ister..hep o bütün bozulmamış gibi..hep güzel, hep mutlu..

belki hep o koltukta otururdu..başını yatırıp yanağını yaslardı, belki uyuklardı..
o da izlerdi bu programı, o bu şarkıyı çok severdi..
çayını açık ve limonlu içerdi..
gözleri hüzünlü bakardı hep belki..
az konuşur çok susardı..ciddi ve güleryüzlüydü her zaman..kimbilir..
fazladan sofraya konan tabağın fazlalığı oluverirdi sonra birden..
bazen zaman geçerdi de..'insanda zaman geçmez..' dedirtirdi zaman bazen..

gidenin neden ve nasıl gittiği, o boşluğun nasıl açıldığı en önemlisiydi..
ona göre yeni bir yaşama şekli geliştirirdi çünkü insan..ona göre güçlü olur, o denli zayıflardı bazen..

bundan mıdır acaba?..suçluluk duymak mıdır gitmek biraz da..geride kalana bunları yaşatma ihtimali mi..?
ardımdan sallanan eller bıraktığım boşluğu mu yayar ardımdan..
...

üniversitede hiç istemezdim annemlerin beni uğurlamasını otogara gelerek..
hiç alışamadım çünkü ne el sallamaya ne ardımdan sallanan ellere..hele de yol uzun süreliğineyse..içimde burukluk..ruhumun yarısını bırakmış..gözlerim ağlamamak için ıkmaktan kıpkırmızı..
sonra alışırdı insan belki evet..yapacak öyle çok şey vardı ki..o hengame bir şeker, bir çikolata, bazen uyandığında yüzüne vuran sabah serinliği yerine geçerdi..

ve birgün sevilip de sevememekten korkardım hep evet..(sonra korktuğum başıma geldi..)
giderken hangi teselliyi bırakacağını bilemeyerek..
sebebi olduğum yaralara merhem olamam.. korkarım..
sevip sevilmemiş olmayı yeğlerim hep..kendi acımı cesurca çekmeyi tercih ederim..
başkasının sızısını sırtlanmak ne denli zor..ve artık biliyorum ne denli imkansız..

**
şimdi bunları neden yazdığımı bilmiyorum..
belki yazarsam, dökersem cümlelere sanki içimde sıkışıp kalan o hissi de açacağım önüme..bakıp göreceğim..
yeniden güzel hatırlayacağım belki..yüzümde yarısı çözülmüş bulmaca gibi duran bu ifadeyi tamamlayacağım..
kim bilir..
...


ve bazen anlıyor ki insan; 'insanda zaman geçmiyor..'*...

-Ebr-i Nisan-
----

*"kadında zaman geçmez.".-ece temelkuran

10 yorum:

mesude dedi ki...

Gitmelerin sebebi kalanlardır derdi çok sevdiğim bir arkadaşım...
Yıllar sonra bu sözün haklılığına inandım.
Ama bu bambaşka...
Dünyalık hiçbir gidişe benzemiyor.
Özlemler çoğalıyor azalmıyor.

Ebr-i Nisan:) dedi ki...

'gitmek'..yazıldığı gibi okuyamıyor insan hayatında her zaman öyle değil mi..

yüzlerce anlam barındırıyor içinde..

her insanda ayrı bir anlam oluveriyor..

anlamlarının birini pek güzel karşılar o söz..evet..
biraz vazgeçmekle kardeştir..ve görüldüğü miktarda daha cesur bir bugün ve yarınla ödüllendirilir..

ve bazen gitmek de gerekir..

geriyedönenadam dedi ki...

''Bazen daha fazladır her şey
Bir eşikten atlar insan
Yüzüne bakmak istemez yaşamın
O kadar azalmıştır anlam

O zaman hemen git radyoyu aç bir şarkı tut
Ya da bir kitap oku mutlaka, iyi geliyor
Ya da balkona çık bağır, bağırabildiğin kadar
Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor

Ama fazla da üzülme, hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor

Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem
Unutmam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir

Bir şiirden, bir sözden
Bir melodiden, bir filmden
Geçirip güzelleştirmeden can dayanmıyor
Yıldızların o ışıklı fırçası azıcık değmeden
Bu şahane hüzün tablosu tamamlanmıyor

Ama fazla da üzülme, hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor

Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem
Unutmam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir ''sezen AKSU
yazınızı okurken ne garip tesadüf bu şarkıyı dinliyordum...yüreğinize sağlık..

Ebr-i Nisan:) dedi ki...

ne tuhaf..bu yazıyı yazdığımda aynı şarkıyı mırıldanıyordu beynim içinden..hangi mısrasında farkettim bu şarkıyı mırıldandığımı hiç hatırlamıyorum..

daha güzel bir tamlayanı olamazdı sanırım..


ne büyük tesadüf..okurken tamamlaması bir şarkının o cümleleri..hem de böyle bir şarkının..

iyi ki yazarken bir yerlerden çalınmamış kulağıma diyorum..yoksa bitmezdi bu yazı..

tşk ederim..

Seda Tolan dedi ki...

"fazladan sofraya konan tabağın fazlalığı oluverirdi sonra birden..
bazen zaman geçerdi de..'insanda zaman geçmez..' dedirtirdi zaman bazen..
"
içtiğimiz kaynamış çay nasıl hepimizin ağzını aynı şekilde kavurursa sanırım bunun karşılığı da bu.
bu cümle ayrılıkların anlamlarını ortak yaptı gözmde.


evet insanda zaman geçmiyor bzen..
giden böyle gitmişse hele hele.
yoksa unutuluyor alışılıyor.
yüreğine sağlık canım

Ebr-i Nisan:) dedi ki...

ne güzel bir benzetme yapmışsınız..
yaşadığımız hemen hemen her şey ortak aslında; çünkü herşey insan için..

teslimiyet halinin gel-gitleri bizi harap bitap düşüren..

belki de kendimize olan güvenimizin çatlakları..bazen de evet..

ama zaman..
zaman öyle bir şey ki..
sabır merhemi sürüveriyor insana..

gün geliyor aynı acıyı içiyorsun sanki yana yana..ama zaman yine uzun sürdürmüyor..
bazen insanda zaman geçmiyor..ama geçiyor da zaman..

sizin de yüreğinize sağlık sağolunuz..sevgiler..

Adsız dedi ki...

inanırmısınız bu yazdıklarınızın çoğunu yaşadım ben özellikle babannemle ilgili olanları...

Ebr-i Nisan:) dedi ki...

inanırım tabi..

вєуαz ℓαℓє dedi ki...

:(
Bana da bir şeker ,bir çikolata gerek gecenin bu saatinde bu yazıyı okuduktan sonra...
Nasıl güzel yazmaktır bu ..gene hayran kaldım..
Yüreğine nur diyeceğim zaten olan birşey sende:)
ziyade olsun diyeyim en iyisi,nurun ziyade olsun emi...mevlaya emanet olasın...

Ebr-i Nisan:) dedi ki...

Özledim beyaz lalem... çok çok sağol.. Rabbim razı olsun cümlemizden..

bu acıları da değiştirecek zaman..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...



Counters
Free Web Counter